Kart borcunu ödemeyen yandı

Türk bankacılık sektöründe 'çifte kara liste' dönemi başlıyor. Yasaya göre, kara liste bilgilerini Türkiye Bankalar Birliği (TBB) bünyesinde kurulan Risk Merkezi'ne devretmek zorunda olan Merkez Bankası, sistemin güvenliği için kendisi de kara liste oluşturmaya devam edecek.

Ancak yeni dönemde bankanın kara liste bilgileri finans kurumlarına açık olmayacak. Sadece ekonomi politikalarının belirlenmesinde kullanılacak. Yeni uygulama ile birlikte, biri Ankara'da Merkez Bankası bünyesinde biri de İstanbul'da Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde olmak üzere iki kara liste faaliyet gösteriyor olacak. Bu da kart sahiplerinin ve tüketicilerin bankalara olan borçlarının daha yakından takip edilmesini sağlayacak.

Kredi kartı aidatında yeni pazarlık!

Bankalar her geçen gün yeni bir teklifle müşterisinin karşısına çıkarken tüketici de kart aidatından kurtulmanın yollarını arıyor. İşte bankaların son teklifleri...

Kredi kartı aidatı ödemek istemeyen tüketici bankalarla sürekli pazarlığa oturuyor. Bankalar her geçen gün yeni bir teklifle müşterisinin karşısına çıkarken tüketici de kart aidatından kurtulmanın yollarını arıyor. İşte bankaların kredi kartı aidatı ödemek istemeyen müşterilerine son teklifi “Otomatik ödeme talimatı verin kart aidatı almayalım”

Bankalardan kart aidatına kamuflaj

Bankalar en fazla şikayet aldıkları "kredi kartı aidatı"nı gizlemek için tüketicilerin bildiği ismini değiştirerek ekstrelere yansıtıyor. Kart borçları arasında kart aidatını göremeyen tüketici ekstreyi incelediğinde bankaların yeni oyununun farkına varıyor.

ARTIK KART AİDATI YOK AMA...

Kredi kartı sahiplerinin en çok şikayet ettikleri bankaların hizmetleri sonrası tüketicilerden talep ettiği "kredi kartı aidatı" söylemi artık yok oluyor. Kart sahipleri arasında sıkça konuşulan kart aidatından kurtulmak isteyen tüketiciler bankaların yolunu tutuyor ve kimi zaman bankalarla uzun süren pazarlıklara oturuyorlar. Bankalar bu pazarlıklardan kurtulmanın yolunu kart aidatına kamuflaj yaparak buldu fakat tüketicilerin gözünden kaçmadı. Kart sahipleri Şikayet Portalı Şikayetvar'a gönderdikleri şikayetlerle ekstrelerine yansıyan kart aidatının yeni adlarını şikayet ettiler.

İş Bankası'ndan rekor kar!

Yılın ilk çeyreğinde 708 milyon TL konsolide olmayan net kâr elde eden İş Bankası'nın aktif büyüklüğü 163 milyar TL'ye, özkaynak büyüklüğü ise 19 milyar TL'ye ulaştı.

İş Bankası geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kârını yüzde 6 oranında artırdı. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali ilk çeyrek sonuçlarına ilişkin açıklamasında, İş Bankası'nın verimli büyüme stratejisi çerçevesinde bu dönemde de yüksek kârlılık performansı göstermeyi başardığını ifade etti.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, yılın ilk üç ayına ilişkin sonuçlarla ilgili yaptığı yazılı açıklamada; 88. faaliyet yılında, Türkiye'nin en büyük özel bankası olma unvanını koruyan İş Bankası'nın aktif büyüklüğünü 163 milyar TL'ye, özkaynak büyüklüğünü ise 19 milyar TL'ye yükselttiğini belirtti. Bali, "İş Bankası, verimli büyüme stratejisi çerçevesinde bu dönemde de yüksek karlılık performansı göstermeyi başarmış, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 oranında artışla 708 milyon TL konsolide olmayan net kâr elde etmiştir" dedi.

BANKALAR HEDİYE PUANA KANCAYI TAKTI

Kredi kartı ücreti, EFT ücreti, havale ve diğer komisyonlar derken bankalar şimdi de vatandaşların hediye puanlarına el attı.

Bankalar hediye puanları yarıya çekti. Binde 6 olan hediye puanlar anlaşmalı işyerlerinde binde 3'e, anlaşma dışı işyerlerinde onbinde 1'e kadar düştü. Vatandaşın 600 milyon lirası yok olup gidecek.

Kârı gerileyen bankalar, kredi kartı ücreti, EFT ücreti, havale ve diğer komisyonları artırarak bu durumu düzeltmeye çalıştı. Ancak bu da yetmedi. Şimdi bankalar vatandaşlara harcamaları karşılığında verdikleri hediye puanlara el attı. Öyle ki bugünlerde kredi kartı ekstrelerine bakanlar hediye puan bölümünü çoğunlukla boş görüyor. Geçtiğimiz yıllarda vatandaşlara harcamaları karşılığında yaklaşık binde 6 hediye puan veren bankalar bu miktarı anlaşmalı oldukları işyerlerinde binde 3'e düşürdü. Anlaşmalı olmayan işyerlerinde ise durum daha vahim. Çünkü hediye puanlar harcama yapılan tutarın on binde 1'ine kadar indi. Böylece vatandaşların aldıkları hediye puanlar en az yarıya düştü.

TÜPRAŞ: YILIN İLK ÇEYREĞİNDE SATIŞLAR YÜZDE 10 ARTTI

Tüpraş, geçtiğimiz yıl ilk çeyrekte 4 milyon 974 bin ton olan yurt içi satışlarının, bu yılın ilk çeyreğinde 5 milyon 341 bin tona çıktığını belirterek, yüzde 10 oranında artış sağlandığını bildirdi.

Tüpraş Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, yılın ilk çeyreğinde dünya petrol arzındaki günlük 2 milyon varil artışa rağmen, 2012 yılına 106,5 dolar (varil) seviyesinden başlayan Brent ham petrolünün, İran, Sudan, Nijerya, Irak ve Suriye gibi diğer petrol üreten ülkelerdeki jeopolitik olaylar ve risklerle birleşince ilk çeyrek dönemin sonunda varil başına 123 dolar seviyesine kadar ulaştığı hatırlatıldı.

MERKEZ BANKASI'NDAN İHRACATÇIYA KREDİ MÜJDESİ

Merkez Bankası, Eximbank kanalıyla ihracatçıya verdiği kredi limitlerini 3 milyar dolardan 4 milyar dolara, firmaların limitini de 40 milyon dolardan 50 milyon dolara çıkardı.

Ayrıca dış ticaret sermaye şirketlerinin 60 milyon dolar olan limiti 90 milyon dolara getirdi.

Kararı olumlu bulan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, kredi adımının sektöre önemli yararları olacağını vurguladı.

Mehmet Büyükekşi, İhracatçı Eğilim Anketi’nin sonuçlarını basın toplantısı ile kamuoyuna açıkladı. İhracatçıların üretimden maliyetlere, yatırımdan istihdama dek pek çok alanda değerlendirmelerini içeren ankete toplam 507 firma katıldı.

PETROL DÜŞTÜ RUSYA BORSASI 3 PUAN BİRDEN KAYBETTİ

Yunanistan ve Avrupa piyasalarından gelen olumsuz haberler, petrol varil fiyatlarının hızla düşmesine neden olurken, Rusya borsaları beş ay geriye gitti.

New York çıkışlı petrol 93,65 dolar seviyesine geriledi, ruble bazlı MICEX endeksi yüzde 3,10 gerileyerek 1342 puandan kapandı. 1407 puandan kapanan dolar bazlı RTS endeksinde kayıp ise yüzde 3,18 olarak gerçekleşti.

Brent çıkışlı petrolün varili de 1,90 dolar kayıpla 110,4 dolara düştü. Petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmaya Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali Al-Naimi’nin petrol arzının talebin üzerinde olduğu yönündeki açıklamalarının etkili olduğu ifade ediliyor.

OTOMOTİV ZİRVESİNDEN İŞ BİRLİĞİ KARARI

Türkiye’de otomotiv ve metal makine sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar Konya’da bir araya geldi.

Türkiye’de otomotiv ve metal makine sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar Konya’da bir araya geldi. Toplantıda Türkiye’nin daha çok kalkınmasının yolunun iş birliği yapmaktan geçtiğine vurgu yapıldı.

Rixos Otel’de düzenlenen programı, Anadolu Sanayici ve İşadamları Federasyonu (ANSİFED) ve Anadolu Federasyonu (ANFED) birlikte organize etti. Programa Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği (AKTİSAD) ev sahipliği yaptı.

Forumun ilk bölümünde konuşan AKTİSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİFED Başkan Vekili Soner Cesur, otomotiv sektörünün önemine dikkat çekti. Ülkenin kalkınmasında, önemli olan sektörlerden bir tanesinin de otomotiv sektörü olduğunu vurgulayan Cesur, “Türkiye, dünyada ekonomi standartlarının yükselmesinde 3. sırada. Ekonominin düzelmesinin yanında, insanların hayat standartları da artmıştır. İnsanlar her zaman her şeyin en iyisini hak ediyor. Sanayici halktan ve devletten alacağı destek ile her türlü zorluğun altından kalkabilir. Yeter ki uygun ortam ve şartlar oluşturulsun. Problemlerin ortak çözümleri içinde elimizden gelebilecek her türlü desteği yapacağız.” dedi.

SERENA WİLLİAMS ŞARKICI OLDU

Ünlü Amerikalı kadın tenisçi Serena Williams, şarkıcılığa soyundu.

Kariyerinde 13 Grand Slam şampiyonluğu bulunan Serena Williams'ın, kardeşi Venus'ün de adının geçtiği rap şarkısına, internetten ulaşılabiliyor.

Danimarkalı tenisçi Caroline Wozniacki, Jamaikalı atlet Usain Bolt, NBA takımlarından Los Angeles Lakers'ın oyuncusu Amerikalı Metta World Peace gibi ünlü sporcular da daha önce şarkı çıkarmıştı.

AKTİFHABER

Seren Serengil Hamile

Serengil bebek haberini yakın arkadaşlarıyla paylaştı. İki gün önce twitter sayfasına “Bir sen, bir ben, bir de bebek” yazan Serengil, dün akşam sevgilisi Aşıcı ile Galatasaray - Fenerbahçe derbisini izledi ve bu kez twitter sayfasına “Mide bulantısı” notu düşerek bebek imasında bulundu. Serengil'in, annelik hayalleri daha önceki 3 evliliğinde de yarım kalmıştı. Serengil'in yaptığı düşüklerin yanı sıra son eşi Musa Aytun'dan olan bebeği Stephanie de 6 aylık dünyaya geldiği için 4 gün yaşayabilmişti.


AKTİFHABER

TÜRKAN ŞORAY’A BURSA'DA SEVGİ SELİ

Bursalı hayranlarıyla Anneler Günü’nünde buluşan Yeşilçam’ın Sultanı Türkan Şoray, gördüğü ilgi karşısında duygusal anlar yaşadı.

BURSALI hayranlarıyla Anneler Günü’nünde buluşan Yeşilçam’ın Sultanı Türkan Şoray, gördüğü ilgi karşısında duygusal anlar yaşadı. Hürriyet Gazetesi’nde bugün yayınlanan Yılmaz Özdil’in 'Anne' yazısını çok beğendiğini belirten Şoray, "Bu yazıyı çerçeveletip duvarıma asacağım" dedi.
Carrefour Bursa Alışveriş Merkezi Anneler Günü'nde, ziyaretçilerine sürpriz hazırladı. İlk kitabı 'Sinema Benim Aşkım' önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan Türk sinemasının unutulmaz oyuncusu Türkan Şoray, Bursalı hayranlarıyla buluşmanın sevinç ve heyecanını yaşadı. AVM önünün saatler önce uzun kuyruk oluşturan 7'den 70'şe Bursalı'lar, ünlü oyuncuyu görebilmek ve dokunabilmek için güvenlik görevlilerine zor anlar yaşattı. Gördüğü ilgi karşısında mutlu olan Şoray, zaman zaman duygulandı.

Burcu Esmersoy'un Aşk Hayatı Tehlikede

Esmersoy ile yeni sevgilisi Esat Yontuç'un arasının limoni olduğu ortaya çıktı. Uzun süre beraber olduğu Cem Alper'den ayrıldıktan sonra “Çok hoş bir adam” dediği Acun Ilıcalı'nın sağ kolu olan Esat Yontuç ile aşk yaşamaya başlayan Esmersoy, önceki ay Show TV'de ekrana gelen Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışmasında da sunuculuk görevi üstlenmişti. Bu nedenle sevgilisiyle yarışmanın çekimlerinin yapıldığı Dominic adasında sürekli beraber olan Esmersoy'un işle aşkı beraber yürütmekte zorlandığı öğrenildi. Adadan gelen dedikodulara göre son dönemde sık sık kavga eden Yontuç ile Esmersoy'un arası eskisi gibi iyi değil.
AKTİFHABER

300 Bin Liraya 'Sevgılım' Dedi

Dizinin Orçun'u Bartu Küçükçağlayan'ın kek, Nurhayat'ı Gupse Özay'ın otomobil, Tülay'ı İrem Sak'ın banka reklamında oynamasının ardından son olarak Çağatay karakterini canlandıran Hakan Meriçliler de reklam yüzü oldu. Meriçliler “Yalan Dünya”da “Sevgılım, ilahi komedya, sesim seni tahrik ediyor mu?” gibi replikleriyle sempati toplayan Çağatay karakteriyle 11818 reklamı için geçen hafta kamera karşısına geçti. Reklamda kedisi Ebru ile konuşan ve espri konusu olan repliklerini tekrarlayan Meriçliler'in, 5 reklam için toplam 300 bin lira alacağı öğrenildi. Alameti Farika'nın hayata geçirdiği reklamın yapımcılığını ise Fırat Parlak'ın 25 Film isimli şirketi üstlendi. Reklam filmini “Yalan Dünya”nın da yönetmen koltuğunda oturan Jale Atabey çekti. 11818 reklamında daha önce İbrahim Tatlıses de seslendirme yapmıştı.
AKTİFHABER

Alman Manken Van'a Gelin Geliyor

Alman sosyetesinin tanınmış ismi ve en ünlü mankenlerinden Natascha Ochsenknecht, Köln doğumlu sevgilisi, futbolcu Umut Kekilli ile nişanlandı. 

Alman sinema yıldızı ve model Natascha Ochsenknecht, kendisinden 19 yaş genç sevgilisi, Vansporlu futbolcu Umut Kekilli ile nişanlandı. Bunte dergisine açıklama yapan Umut Kekilli, kendi aralarında nişan yaptıklarını ve yüzük taktıklarını duyurdu. 28 yaşındaki Umut Kekilli, yaş farkına rağmen Natascha Ochsenknecht ile son derece mutlu olduklarını ve kendisine ilk görüşte âşık olduğunu söyledi. Almanya'nın Köln şehrinde doğan Umut Kekilli ayrıca, "Ömrümü onunla birlikte geçirmek istiyorum" diye konuştu. 

Hazal Kaya Fena Yakalandı!

Fotoğrafçı Cahit Baha Pars'tan kısa süre önce ayrılan Hazal Kaya, Tolga Çevik'in oyuncu kuzeni Sarp Bozkurt'la yeni bir aşka yelken açtı. Kaya, yeni aşkıyla ilk kez önceki gece Beyoğlu'nda el ele görüntülendi. Soruları yanıtsız bırakan ikili, muhabirlere “İlginize teşekkür ederiz, evet birlikteyiz” dedikten sonra oradan uzaklaştı.


AKTİFHABER

Berna Laçin TV'ye Ara Verdi

Ekranların sevilen yüzü ünlü oyuncu Berna Laçin, medya dünyasında kariyer peşinde koşarken anne olmanın zorlukları hakkında konuştu. 10 yaşında Ada isimli kız çocuğuna sahip olan Laçin, "Çocuk da yaparım kariyer de konusuna pek inanmıyorum. Çalıştığınız ortamda bir yandan kariyer yapmaya çalışırken bir yandan da çocuk büyütmek çok zor" açıklamasında bulundu.

İŞ HAYATI HIRÇIN

Sanatçı, yoğun tempo içerisinde anne olmanın zor zanaat olduğunu vurguladı. Laçin, "İş hayatı hırçın ve anlayışsız. Anne olmak ise her daim endişeli olma halidir. Hep içinde bir yerde kendinden emin olmama hali. Sürekli 'acaba doğru yaptım mı?' hali. Ancak ne olursa olsun çocuklarımıza verebileceğimiz en önemli şey sevgi ve zaman" diye konuştu.

KIZIM BENİ TEHDİT EDİYOR

Kızı Ada doğduktan sonra bir süre çalışmaya ara verdiğini belirten oyuncu, "İşimin avantajlarını kullandım. Benim kızım, benim çalıştığımın farkında bile olmadı. Çünkü hep onun saatlerine uydum. Belli periyotlarda işleri kabul ettim" dedi. ikinci bir çocuk istemediğine ilişkin olarak, "Kızım kardeş istemiyor. Hatta beni 'Kardeşim olursa söz dinlemem, yaramaz olurum, derslerime çalışmam' diyerek tehdit ediyor" dedi.

AKTİFHABER

Necip Fazıl Kısakürek nasıl şair oldu?

Yaşar Yeşil'in haberi

Necip Fazıl Kısakürek nasıl şair oldu?, Dostoyevski kime, “sana hakaret için geldim” dedi, Zübeyir Yetik bir sayfa yazıyı nasıl beş dakikada yazdı, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu nasıl yazı yazardı? İşte ayrıntılar:

Usta yazar Rasim Özdenören, “Yazı, İmge ve Gerçeklik” adlı eserinde; yazma eylemi, yazı-yazar ilişkisi, yazının imkânları ve anlam dünyasına ilişkin esaslı tespitlerde bulunur.

Özdenören'in, okuyucuya oldukça geniş perspektifler sunan bu son derece önemli kitabında, ünlü yazarların dünyasına ilişkin ilginç anekdotlar yer alıyor. Yazar, kitabında yer yer kendi yazma serüvenini anlatırken diğer yandan yakın dostları ve arkadaşlarının nasıl yazdıklarına ilişkin tanıklıklarını da dile getiriyor.

Rasim Özdenören ustamızdan; Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in nasıl şair olduğunu öğrendiğimiz gibi, aynı zamanda Akif İnan, Erdem Bayazıt, Zübeyir Yetik, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Nazif Gürdoğan, Alaaddin Özdenören ve Sezai Karakoç gibi isimlerin nasıl yazdıklarını da öğrenmiş oluyoruz.

İşte Özdenören ustanın, yazarların dünyasına ilişkin anekdotları ve tanıklıkları:

NECİP FAZIL NASIL ŞAİR OLDU?

Necip Fazıl Kısakürek, şairliğinin bahanesini şöyle anlatıyor: “Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır. Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter... Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde... Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp; 'Senin şair olmanı ne kadar isterdim!' dedi.

Annemin dileği bana, içimde beseleyip de on iki yaşına kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane penceresinin penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim: 'Şair olacağım! Ve oldum.'”

Necip Fazıl'a izafeten anlatılan bir anekdot var. Üstad bir gün, aç kalmışken, bir pastanede, gazetesine yetiştirmesi gereken yazısını yazmaya çalışıyor. Önündeki kâğıda yazının başlığını yazmış: 'Açlık!' Tam o sırada bir arkadaşı çıkageliyor ve üstadı yemeğe davet ediyor. Üstad da davete icabet ediyor. Yemekten sonra yazısını yazmak üzere kâğıdını önüne koyduğunda, yazmakta zorlanıyor ve: “Bütün açlık ilhamımı mahvettin!” diye arkadaşına serzenişte bulunuyor.

AKİF İNAN'LA MİLLİ GAZETE'DE...

Akif İnan'la birlikte Milli Gazete'de ziyaretine gittiğimiz Zübeyir Yetik: “Bana beş dakika müsaade edin, yazımı yazayım, sonra birlikte oluruz” dedi. Ben, “Sana beş dakika müsaade, beş dakikayı bir saniye geçerse buradan ayrılırız” dedim. Zübeyir, odasına geçti ve hemen geri döndü, daktilonun şeridini değiştirmesi gerekiyormuş, dakikaları şerit değişiminden itibaren hesaba katmamızı istedi. “Peki” dedik. Kronometrelerimizi, dediği andan itibaren çalıştırmaya başladık.

Zübeyir, beş dakikanın dolmasına beş-on saniye kala, elinde bir daktilo sayfası yazılmış yazısıyla çıktı ve kâğıdı sallayarak: “İşte” dedi. Ben bu manzaradan heyecanlandım, çünkü hiçbir zaman bu kadar kısa sürede, böyle bir yazı çıkartabileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Zübeyir, “Bunlar gazetede yazısı, gazete yazısı kolay yazılır” diyordu. Daha sonra biz de günlük gazete yazısı yazmaya başladık. Ama hiçbir zaman, bu kolaylıkta Zübeyir'in ulaştığı başarıya ulaşmamız mümkün olmadı.

Zübeyir'den bir anı daha. Akif İnan'ın odasında Yunus Emre'den söz açılır. Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt, Akif İnan ve Zübeyir Yetik derler ki; hadi her birimiz yarım saat içinde Yunus üzerine bir yazı yazalım. Herkes bir yere çekilir. Yarım saat sonra yeniden Akif'in odasında buluşacaklardır. Yarım saat sonra odaya döndüklerinde, Yalnızca Zübeyir'in beş-on sayfalık bir yazı ile geldiği görülür. Ötekilerin kâğıdı boştur! Ben de zor yazanlar sınıfındayım.

'BİR ÖĞÜN YEMEK İÇİN ORALARA GİDEMEM'


Benim adamım, Faulkner fazla gezgin biri değilmiş. O da benim gibi bir yerlere kıpırdamamakta ısrarlı davranırmış. Nobel ödülünü almak için ayak sürüdüğünü, sonradan kızının hatırı için Stokholm'e gittiğini biliyoruz.

John F.Kenedy başkan olunca, Nobel kazanmış Amerikalı yazarları ve bilim adamlarını bir ziyafete çağırınca katılmayı reddetmiş, gerekçesini de: “Bir öğün yemek için şimdi buradan kalkıp ta oralara gidemem doğrusu!” diye açıklamış.

Kendine ait odası olmayan ve bir yerlere kımıldamak istemeyen yazarlar olduğu gibi üşenmeden dünyanın bir ucundan öteki ucuna gitmeyi göze alanlar da var.

Yıllar önce, müteveffa Aziz Nesin'in, bir roman yazmak için Ada'da bir otele çekilmiş olduğunu okuduğumda hayret etmiştim. Ben o tarihte, kahve köşelerinde kendime izbe bir yer seçmekle meşgul bulunuyordum.

DOSTOYEVSKİ: SANA HAKARET İÇİN GELDİM!


Dostoyevski de kendine ait odası olmayanlardan. Bu yüzden zengin, asaletli, malikâne sahibi Turgenyev'e içerleyip dururmuş. Bir gün onun ziyaretine gitmiş. Uşaklar, hırpani kılıklı Dostoyevski'yi içeriye almak istememişler. O da: “Efendinize söyleyin, Dostoyevski ziyaretine geldi” demiş.

Uşaklarla gönderilen mesajı alan Turgenyev, büyük yazarı bizzat karşılamak için kapıya kadar teşrif etmiş. Turgenyev, Dostoyevski'nin bu ziyaretini kendisi için bir lütuf saydığı besbelli. Etrafta uşaklar, hizmetçiler, belki seyisler dolanırken, Dostoyevski, güler yüzle kendisine: “Seni ziyarete geldim, ama oturmak için değil; sana hakaret için geldim” demiş ve Turgenyev'in elini sıkmadan geri dönüp gitmiş. Bir rivayette, Turgenyev'in yüzüne: “Tuh!” dediği de söylenir.

SEZAİ KARAKOÇ KAHVEDE YAZARDI

Sezai Karakoç'un kahvede etrafındaki arkadaşlarıyla bir yandan çayını yudumlarken, bir yandan da yazısını yazdığını, 60'lı yıllarda bu tarzın nerdeyse onun alışkanlığı olduğunu söyleyebilirim.

Nuri Padil'i ise uzun yıllar bir arada bulunmamıza rağmen yazı yazarken hiç görmedim. Çünkü kitap okumak da, yazı yazmak da onun için özel bir ritüel sayılırdı. Kitap okumak için bile elbisesini giymekten başka kravatını da kuşanır, masanın başına öyle otururdu. Okumaya verdiği değerden ileri gelirdi bu.

Rahmetli Cahit Zarifoğlu ise nerde olsa orda yazardı. Onun ritüelleri, en azından yazma konusunda, sanıyorum hiç olmadı. Akif İnan, Nazif Gürdoğan ve Alaaddin (Özdenören) de kendine mahsus odası ve ritüeli olmayanlardan.

Ama Necip Fazıl? O, kahvenin köşesinde bile yazsa, orayı kendine mahsus bir odaya dönüştürmenin üstesinden gelirdi. Onun, kahvede yazı yazdığını gören biri olarak söylüyorum bunu.

Onu, evinde yazı yazarken de gördüm. Buluşma saatimizden biraz önce gitmiştim evine. Beni salonda kabul etti, ama buluşma saatimiz gelinceye kadar: “Hoş geldin!” demedi. Tam buluşma saatinde, kalemi bıraktı ve o zaman: “Hoş geldin!” dedi. Kürsü biçiminde tertiplenmiş, yüksek bir masa kullanıyordu. Ve o salon da, sanıyorum kendine aitti. 


TİMETÜRK

Buğdayda büyük tehlike

Buğday üretimi tehlikeye sokan bu yeni mantar türünün milyonlarca insanı açlığa sürükleyebileceği belirtiliyor.
Tarım ürünlerine zarar veren hastalıklarla mücadelede sağlanan büyük başarılar üzerine kaynakların bir bölümü başka alanlara kaydırıldı. Ancak büyük başarıların ardından rehavetle birlikte geri gelen hastalıklardan biri de buğdayda kara pas olarak bilinen gövde mantarı oldu.

TRT Haber'de yer alan habere göre, son olarak 35 yıl önce Avustralya'da görülen bu mantarın kökünün kazındığı düşünülürken hastalık Uganda'da başgösterip hızla yayılmaya başladı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO, Afrika, Ortadoğu ve Asya'da toplam 29 ülkede, dünya buğday üretiminin üçte birine denk gelen ürünün, Ug 99 mantarından etkilendiğini ya da risk altında olduğunu bildiriyor.

Rüzgarla hızla yayılan mantarın grip virusü gibi sürekli evrim geçirdiği ve dünyadaki buğday türlerinin bu salgına karşı savunmasız olduğuna dikkat çekiliyor.

Büyük kayıplara yol açan salgının küresel boyuta ulaşması halinde son dönemde hasattaki azalma yüzünden yükselişe geçen buğday fiyatlarını daha da artıracağı belirtiliyor.

Fiyatlardaki artışın gıda güvenliğini azalttığını vurgulayan gözlemciler gıdanın etkili bir koz haline geldiğine ve tarımsal üretimi güçlü olan ülkelerin küçük bir hareketinin bütün ülkeleri etkilediğine vurgu yapıyorlar.

Hastalık yüzünden milyonlarca insanın açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çeken uzmanlar derhal harekete geçilerek tedbir alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. 


TİMETÜRK