Demir Demirkan hayranlarını üzecek

Eda Solmaz'ın haberi 

Rock müziğin sevilen ismi Demir Demirkan şarkı söylemeyi bırakıyor. 10 yıla yayılan özel Gelibolu projesini anlatan Demir Demirkan hayranlarını üzecek kararını da açıkladı, 

“Artık sahneye çıkıp şarkı söylemeyeceğim” diyen Demirkan, rockçı sıfatından ve devamlı aynı kalıpların içinde olmaktan sıkıldığını aktardı. 

Yepyeni işler ve prodüktörlük yapması için soluklanmaya ihtiyacı vardı. Karşımda kendi ile baş edebilmiş, Sertab Erener deyince gözleri ışıldayan bir adam vardı. Maço rockçılardan sahne egosuna, meditasyona kadar Demir Demirkan ile hayatını konuştum.

* Gelibolu senfoni projesi büyük ses getirdi...

Bu proje 10 yıla yayılıyor. 2005’den 2015’e kadar farklı ülkelerden besteciler beste yazacak Anzak Anma Törenleri için. İlkini ben yazdım. Ondan sonra Yeni Zelanda, Avustralya’dan besteciler yazdı. Onların tamamının toplamından da büyük bir senfoni çıkacak ve 3 ülkede birden çalınacak. 10 besteci var, sahnede 60 kişilik orkestra ve şarkıcılar da olacak. Eskiden “Müzik tek başına yapılan bir şey ve tek bir insanın elinden çıkması lazım” derdim. Zaman içinde yaptığım çok fazla müzikal birliktelikler müziğimde 
bambaşka şeyler doğurdu. 

* İlk yaptığınız solo albümden sonrakilere bakınca büyük bir değişim içindesiniz...

Dışarıdaki ve içerideki yolculukla ilgili bir şey. Hep aynı şeyi yapmayı tercih eden insanlar var. Ben değişmeyi ve gelişmeyi seviyorum. O değişim olduğu zaman tabii ki müziğe yansıyor. 

* Cayır cayır çalınan rock müzik parçaları üretirken neden bir yandan pop prodüktörlüğü yaptığınız çok sorgulandı. Rock dışına çıkmanız istenmiyor mu?

Risk almak benim karakter özelliklerimden biri. Risk almadığın zaman yeni şeyler ortaya çıkmıyor. Hayatta olmamasını istediğim yegane şey canımın sıkılması. İnsanları suçlamıyorum bu tavır için. Onlar başka bir zihniyetin kurbanları. İnsan kendine bakarsa ne kadar çeşitlilik olduğunu görür. Bu hapishanelerden kurtulmak lazım. Dünyaya baktığınız zaman yeni şeyler yapmak isteyenler kendi hapishanelerini aşmak istiyor. Bunun için sadece müzisyen ya da sanatçı olman gerekmiyor. O hapishaneler bizi yaşatmıyor. Oradan çıkmak zorundayız. 

* Başkaları uğruna yaşamak mı dediğiniz?

Kendini bir kalıba sokmak.

Alkolü ve gece hayatını eskiden hayat tarzı olarak seçmiştim, şimdi uzakta...

* Hepsi Hikâye projesi ne durumda?

Albüm çıktı ve piyasada... 2000 yılından 2012’ye kadar olan şarkılar toplandı. Final şarkısı olarak Hepsi Hikaye’nin olduğu bir albüm. Aslında o sahneye çıkan Demir Demirkan’ın final albümü. 

* Gitar çalıp, şarkı söyleyen Demir Demirkan devam etmeyecek mi?

Sanmıyorum. Kimseyi yüz üstü bırakmak istemiyorum ama sahne işi beni yazmak istediğim şeylerden alıkoyuyor. Yapmak istediğim çok şey var. Albümler çıkaran Demir Demirkan üzerine gidersem bu bütün yılımı alıyor. İçimde olan diğer müzikleri yazamıyorum. 

Bir müziğe yönlenmiş oluyorum. İkinci bir şey de benim sahnedeki yaptığım performans fikri artık Türkiye’nin kültürel dokusu ile çok fazla uyuşmuyor. Rock grubundan anladığım, sahnedeki Demir Demirkan’ın önerdiği hayat tarzının karşılığı burada artık yok. Bir ara rock patladı 2004 yılında... 

Ondan sonra rock deyince başka türlü bir müzik ortaya çıktı. Demir Demirkan rockçı etiketi ile çıktığı için, o tayfanın yaptığı müziğe dahil olmam gerekiyormuş gibi algılandı. Ben öyle bir müzik yapmak istemiyorum. Şimdi çok sağlıklıysam, o zaman bu kadar sağlıklı değildim. 

* Alkol ve gece hayatını bıraktınız mı?

Alkolü çok azalttım, eskiden hayat tarzı olarak seçmiştim. Ben değişiyorum. Bazı şeyler sona ermek zorunda. Beni tanıyanlar herhalde devamlı bira içen biri sanıyordur. O çok eskiden ve başka bir adamdı. Hatta başka bir hayatmış gibi geliyor. 

* Sahne egosu ne olacak?

Başka bir şekilde tatmin olacak. Önde olmayı seven bir insanım, işin arkasında tatmin olmak çok zor açıkçası. Ama şunu fark ettim bir kere işin prodüktörü, yazarı, bestecisi olmak arkada kalmayı gerektirmiyor. Bunun çıkış yolunu buldum. Bir prodüktör olarak önde olmak da mümkün. Şu an da bunu yapıyorum. Senin içinde varsa önde olmak her zaman oluyor. Bu karakterse ve gerçekse olur. Yönetmen sinemasını tercih etmek gibi... 

Model’in albümü çok başarılı olunca bir sürü proje geldi. Bazılarıyla ilişki kuramıyorum. Her şeyi yapacağım gibi bir şey yok. Bazıları ile müzikal uyuşmazlık oluyor. Olabilenlerle çalışıyorum. Model ve Sertab albümleri gelecek yakında. İngilizce şarkı projesi var bir de... Bodrum’a kapanıp söz yazmak için gidiyorum. 

* Her şeye rağmen Aşktan Öte şarkınız büyük çoğunluk tarafından sevildi...

Şarkı sözleri itibariyle ülkenin genelinin kodları ile örtüştü. “Düşelim cennetten” diye başlayan bir parça, bu kadar gelenekleri ve inançlarına bağlı bir ülke için doğru düğmeleri bastı. 

* Şarkı sözlerinden etkileniyor muyuz?

Çok etkileniyoruz. Aşktan Öte sade ve yerel bir müzik. Bir kere benim yaptığım en yumuşak şarkı. Arkada rock gitarlar, davullar yok. Şarkıyı matematik ile yazmazsın. Kendi albümlerimle ilgili ilk prensibim düşünmeden yapmaktı parçalarımı. O yüzden değişiyor müziğim. Hiçbir formata uymayan albümlerim var. O sözü verdiğimden dolayı matematiksizdim. Bir Demir Demirkan albümü çıkarsam daha blues ağırlıklı ve hayat üzerine felsefe yapan bir adam görürsünüz.

* Artık aşk üzerine olmaz mı sözleriniz?

Aşk kesinlikle olur çünkü aşka inanan bir adamım. Aşık olma haline... Aşık olma hali insanı büyütüp, yüceltir. Adanmışlık, bırakmışlık vardır. Kendinden daha büyük bir şey üzerine var olmak vardır. 

* İnsan hayatında sadece birini mi seçer aşık olmak için?

İnsan kendini özgür bırakırsa o kadar sevmeye meyilli ki... Korkmaya ve nefret etmeye değil iç güdülerimiz. Kendi kurduğumuz hapishanelerden dolayı sevemiyor ve aşık olamıyoruz. Aşkı bir kez tattınız mı, onu istemek çok normal. Bütün hayatı boyunca o hâl içinde olmak ve yanmak gibi bir şey hissediyorsun. Bunu bir kez hissetmek, sahne tozu yutmak gibi bir şey... Hep istiyorsun. 

Sertab ile birlikteliğimiz sevgili karı koca ve aile olmaktan ileri

* Sertab Erener sizin hangi şarkınızı çok sever?

Zaferlerim şarkısını. Ben de onun Aşk şarkısını. Sertab’ı sahnede her gördüğümde hâlâ şaşırıyorum. Gün geçtikçe kendini geliştiriyor. Acayip performansı var. Her seferinde etkileniyorum. Sertab, 15 yıldır birlikte olduğum insan. Sevgiliden, karı kocadan, aile olmaktan ileri birlikteliğimiz var. Konserine gittiğim zaman, bin kişi ile izlediğimde ancak karşıdan bakabiliyorum. O an seyirciye ait. Seyircinin nasıl hissettiğini o an anlayabiliyorum. Sevgilin, ailen, kanın canın değil, star izliyorsun sahnede.

* Sizin aranızda başka bir bağ var. Hayatta kopmazmışsınız gibi...

Sırf bu olmasın diye yaşamak ve birlikte olmak yanlış bir durum. Sevgiliyi özleme ve hasrete düşme hâlâ varsa aşk vardır. İki ruhun bir olması çok ender olan bir şey. O olduğu zaman kaçırmamak lazım. Bütün maço rockçı tavrımı takınıp “İcap ederse, aşk 3 günlüktür” demem mümkün değil. 

* Rokçılar neden hep sert adamı oynarlar?

O görünen davranışın içinde büyük bir sahtekarlık var. Öyle olunması gerektiği için öyle olunuyormuş gibi geliyor. Ruhları o kadar güzel ki neden dışarıdaki adamları yaratıyorlar hiç bilmiyorum. Neyin zırhı bu... Bunu gerçekten anlamıyorum. Rock’n Roll özgürleşmeyse, ben bir türlü göremedim. Bir yere sabit kalarak olmaz. O yüzden farklı müzikler yapıp en sonunda “Ben bunu yapmıyorum” diye bıraktım. 60’lardaki farklı olmanın insanların müziğiyse neden biz aynılaşmaya çalışıyoruz. Hani Rock’n Roll kalıp dışıydı! Bana “Neden gitarların sert değil?” diye sormaları bile yanlış. 

İç huzuru Uzak Doğu’da değil İtalya’da buldum

* Meditasyon ve spor yapmak hayatınızda bir şeyleri aşmanıza neden oldu mu? 

Meditasyon illa bağdaş kurup, garip sesler çıkarmak değil. Onu taklit etmek komik bence. Buradaki fikrin özü şu, düşüncenden, bedeninden, hislerinden, bir süre olsa algını ayırabiliyorsan, bunlar seni tanımlayan şeylerden çıkıyorsa, bu meditasyon. Yeni adımlar atma fikirleri içinde olmak. Meditasyonda da adımlarını istediğin yöne atabiliyorsun.

* Uzak Doğu’da mı bu fikirler daha belirgin oldu?

Hayır, İtalya’da. Uzak Doğu’da çok aradım, bir şeyler bulduk ama olmadı. Tanrılar Okulu’nun yazarı ile tanıştım, oradaki Dreamer karakteri ile de tanışma imkanı buldum İtalya’ya gidip. O arada takmıştım meditasyona. Ciddi mesai harcadım. Adamla karşılaşınca bambaşka bir şey oldu. Doğu’da gittiğimiz yerler berbattı. Dış dünyanın önemi yok, önemli olan içerisiymiş sanıyordum. İçinde cennet varsa dışarıya da yansıyor. 

* Kendinize katlanabilir duruma gelmişsiniz?

Kendin diye bir şeyin olmadığını fark ettiğinde katlanmaya da gerek kalmıyor. 

* Bodrum’dan İstanbul’a kısa süre gelmek iyi geliyor mu bünyeye?

Çok iyi geliyor. O dengeyi kurmazsam olmaz. Devamlı huzur, huzursuzluk yapıyor. İnsanın tansiyona ihtiyacı var.
Kaynak: Vatan-Bizim Kahve

0 comments: